Yaşam

Arşiv Belgelerine Göre Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay Cinayetinin 92. Yıldönümünde!

Bundan tam 92 yıl önce, 23 Aralık 1930’da İzmir-Menemen’de çıkan isyanda Teğmen Mustafa Fehmi Kubilay şehit oldu. Menemen Olayı aradan geçen onca yıla rağmen hafızalardan silinmemiştir.

Bilindiği gibi, çıkan bu kanlı olaylar sırasında Asteğmen Kubilay, yedek subay olarak vatan görevini yerine getiriyordu.

1906 yılında Adana-Kozan’da doğan Kubilay, öğretmendi. 1929 yılında askere gitti. Evli ve bir buçuk yaşında bir oğlu vardı. 24 yaşında hayatının baharında olan bu genç öğretmen, kanlı bir ayaklanmanın ortasında ölecekti.

1930 yılının son günlerine doğru Derviş Mehmed isimli bir kişi, yandaşlarıyla birlikte Menemen’e gelerek Mehdilik iddiasıyla halkı kışkırtmıştır.

Meydanda toplanan insanlarla birlikte kaos her geçen dakika büyüyordu. 43. Piyade Alayı komutasındaki Teğmen Kubilay, olaya müdahale etmek üzere emrindeki askerlerle bölgeye ulaştı. Ancak çatışmada yaralanan Kubilay Asteğmen, acılar içinde sığındığı Gazez Mescidi’nin bahçesinde isyancılar tarafından yakalandı ve başı kesilerek şehit edildi.

Şehit Kubilay’ın cansız bedenini muayene eden doktorun olay yeri raporunu sizlerle paylaşıyoruz.

Kurşunla yaralandığı ve kafasının kesildiği ve cesedinin Gazez Camii önünde bulunduğu haberi gelince, kurşunla yaralandığı ve cesedinin Gazez Camii önünde bulunduğu haberi üzerine askeri tabip Üsteğmen Necati Bey ile birlikte belirtilen yere vardığında: Merhumun Gazez Camii girişinin sol tarafına yığılmış, sağ tarafı korumadan eğik, elbiseleri kanlı, başının orada olduğu görüldü. orta boylu, kahverengi tenli, hafif kırlaşmış, hafif traşlı, yaklaşık 25 yaşında, haki askeri giysili, boynundan ayrılmış ve etrafı toprakta bol miktarda kan lekesi olan bir cesetti.

Halka soruldu: Merhumun İzmirli Hüseyin oğlu Yedek Subay Kubilay Bey olduğu anlaşıldı. Doktor, usulüne uygun olarak yemin etti ve bir raporla ölüm nedenini belirlemek için incelemeye başladı.

Cesede isabet eden bir kurşunun sağ koltuk altından üst ve ön kısmından bir giriş deliği görülmektedir. Deliğin etrafında barut lekesi veya yanık yoktur ve çıkış deliği bu delikten aşağı ve geriye doğru gerçek sol kürek kemiği ucunun üç parmak altındadır. İçinde kemik ve akciğer kesikleri olduğu, yaralının otuz metre ötedeki camiye kaçtığı, orada başın atlas kemiği üzerinden kesilerek boyundan tamamen ayrıldığı görülüyor. Kesiğin kenarları düzgün, bir tarafı küt ve yaklaşık 25 santimetre uzunluğunda bir bıçakla yapıldı. Doktor, yaranın bilinci kapalıyken ve iç kanama devam ederken kesiğin yapıldığını ve defin için ruhsat verildiğini söyledi.

Olaylara tanık olan Menemen Telgraf ve Haberleşme Müdürü Hasan oğlu Nail Efendi’nin sözleri:

Şaki:eşkıyalık Devlet:hükümet konağı, yani belediye binası kastedilmektedir.

Nail Efendi, cümlesinin devamında yaşananları detaylı bir şekilde anlatıyor:

Koplay: Kubilay Evkaf: Vakıflar Eğitim: Eğitim Yeri: Arası İltica: İltica Memnun: Yasak Tenbiye: Tenbih

Olaylar bununla da bitmedi. Nail Efendi’nin gördükleri ve anlattıkları bu acı olayı tüm gerçeğiyle ortaya koymaktadır.

Yaşanan bu trajik olaylar sonrasında şehit olan Teğmen Kubilay’ın üniformasıyla toprağa verildiği ve kalan şapkanın müzeye konulmak istendiği anlaşıldı.

Özet: Özet Gönderim: Gönderen Dahiliye Nezareti Celile: Dahiliye Nezareti Yüksek Dairesi Tavsiye: HarfLayiha: RaporÖğretmen: Öğretmen

Bu son belgeden Kubilay’ın kanlı şapkasının motamot koruması ve standı için Etnografya Müzesi’ne teslim edildiği görülmektedir.

Kamu: GeneralMahrem: Gizli Mansiyon: Bahsi geçen, bahsi geçen.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu